EÅŸik

Nihat tarafından 4 Mayıs, 2008 tarihinde yazılmıştır.

neden hep karar vermek zorundayım. neden hep yol ayrımları var. ya çocuk kalıcam ya büyücem. ya iyi olucam ya kötü. ya sağ olucam ya sol. ya tutunucam ya bırakıcam . ya kabullenicem ya başkaldırıcam. ya sessiz olucam ya bağırıcam. ya siyah olucam ya beyaz olucam.

 

ama benim istediÄŸim bu deÄŸil.

ya ben büyürken içimdeki çocuğu saklamak istiyosam. ya hep iyiyken bazen insanlığıma yenilip kötü oluyasam. ya hep soldaki manzaradan sıkılmış sağdaki yoluda merak ediyosam.ya hep tutunmaktan bıkmış bazende akışına bırakmak istiyosam. ya başkaldırmaktan bıkmış bikerede oturup dinleneyim diyosam.ya bağırmaktan bıkmış bazen sadece dinlemek istiyosam.ya hep beyaz olmaktan bıktıysam siyahında içindeki gizemi merak ediyosam???????

 

ya karar vermek istemiyosam.hiç düşündünüzmü ? bu kararıda siz verin.

beni rahat bırakın.

hayatın keskin köşelerini dönmek istemiyorum.

ben ortada olmak istediğim zaman istediğim şeritte gitmek istiyorum. bitişe  varacak olan benim gideceğim yolu bırakın ben seçeyim.

:) canım ablam’dan

Türküz ; biz hep böyleyiz…

Nihat tarafından 9 Nisan, 2008 tarihinde yazılmıştır.

kazma kalecinin hatalı vuruÅŸundan kaynaklanıp , asabi amcanın bahçesine kaçan ve kesilmekten kurtulamayan toplar ile baÅŸlıyorum bu makaleye… asabi amca dedim ama genelde böyledir yaÅŸlılar , asabidir çocukları kaldırmaz kafaları… tamam topu kesiyorsun bahçene girip çiçeklerini ezdiÄŸi için ancak bunu niye kapının önüne çıkıp çocukların önünde göstererek yapıyorsun bey amca ?

bir ego tatmin etmek midir amacı diye düşündüm hep çocukluÄŸumda , asabi amcaların canice topumuzu kesmesini…çoÄŸu kez ellerinden kayıp yere düşerdi top , üşenmez eÄŸilir alırdı yerden… bazen elinden kaçırırdı , aramızdan atik olan biri hamle yapıp kurtarırdı topu kesilme merasiminden…

mahalle arasında hafta sonları erken saatlerde gürültü yaparak büyüdüm ben ! tüm asabi amcalar ile bir anım , her akÅŸam üzeri eve gelen ÅŸikayetçi komÅŸulara sahip oldum çocukluÄŸum boyunca… su dökerlerdi üstümüze , ne kadar itici aslında ne kadar ilkel bir uyarı yöntemi…

yaşımız parka gidip deÄŸmece oynamaktan geçti , biraz daha büyüdük , bu kez geceleri mahalle arasında oturduÄŸumuz için eleÅŸtirildik mahallenin müstakil ev sahipleri tarafından… çok ses yapmayın , bak kaldıracam **** amcanı gibi sıkıcı ve tehditkar sözcükler ile uyarıldık… saat henüz 21:00 iken niye uyuyor **** amca diyesim geliyordu hep ama çıkmıyordu dudaklarımın arasından , aile terbiyesi almıştık , yaramaz çocuk olmayacaktık… halbuki desene be adam ! söyle , sor , isyan et , karşı gel bir kere de aykırı ol…

itildiÄŸimizi farkettim o zamanlarda bir alışıla gelmiÅŸliÄŸin içine…

sıra olmayı da öğrendik zaman içinde … önce okulda baÅŸladık , her sabah sıra olup içeri girmeye sonra hayrına dökülen lokmayı alırken bile uygulamaya devam ettik bu alışkanlığı…okul hem eÄŸitim hem de öğretim yuvasıdır , çok doÄŸru !

bozuk parayı vermeme , himayesinde tutma da bir TÜRK alışkanlığıdır.çilesi yıllardır sürüp gidiyor , izsu , tedaÅŸ ve telekom çalışanları çoÄŸu kez almaz eÄŸer ki 14,50 YTL tutarındaki faturayı ödemek için 50 YTL uzattıysanız…

bilgisiz çalışanlardan çok çektik yine bu ülkede ; yeni bir kanunun uygulamaya girmesinden sonra çalışan personelin adaptasyonu esnasında ezilen , sıkıntı çeken biz olduk onlar sistemi öğrendi , sonra işler yoluna girdi..

sert ablalar var hala kamu kurumlarında , yüzünden düşen bin parça , aslında tüm gün yaptığı önüne konulan evrağı bilgisayara iÅŸlemek olan ancak kendisi ülkeyi kurtardım edasıyla sabah 8 akÅŸam 5 çalışan sert ablalar! sorulan ve yanıtsız bırakılan sorular , insan neden katil oluyor sorusuna yanıt olan ablalar bunlar…

bankadaki iÅŸimizi halletmek için gittiÄŸimizde sadece biz TÜRKlere has bir ÅŸey daha var dikkatinizi cezbetmek isterim…sıra veren , numaratör makinasının başında duran güvenlik görevlisi… iÅŸini gayet ciddiye alıp gelen müşterilere “sizin ne vardı” sorusunu sert ÅŸekilde yöneltip , “para yatıracaktım” yanıtına istinaden GİŞE İŞLEMLERİ butonuna basan ve çıkan kağıdı kesinlikle ama kesinlikle ellemeyen “buyrun” diye iÅŸaret edip çıkan kağıdı makinadan çekmenizi inceleyen saygı deÄŸer güvenlik görevlisi…

olsun ama biz bunların içerisinde olup bunlara isyan etmeden , yaşamayı hala güzel kılabiliyoruz işte zaten mesele de bu !

lise çağındaki gençler ile konuÅŸurken sürekli söylediÄŸim bir ÅŸey var ; diyorum ki yaramaz olmak istiyorsan ol ! son ÅŸansın , inan bana hiç bir ÅŸey liseden sonra aynı olmayacak…

çocukluktan bu yana belirli periyotlar atlattık aslında… bazen farkındaydık bazen de sonradan farkına vardık… mahalle maçları , ali ayÅŸe’yi seviyor söylentileri , mahalle arası akÅŸam sohbetleri sonrasında kafe ortamları ve dinginlik zamanı…

inanın ! sizin gözünüze takılan ÅŸeyleri sizin gibi yüzlerce insan fark ediyor ancak , söylenmiyor , söylense bile yerine ulaÅŸmıyor… bari ben yazayım siz okuyun ve birilerinin bu konuların farkında olduÄŸunu bilmenin sevincinde yaÅŸamınızı sürdürün…

sözcükler ile sözcükler

Nihat tarafından 9 Nisan, 2008 tarihinde yazılmıştır.

herkesin bildiÄŸi ama dile getirilmediÄŸi için göz ardı edilen konular hep takılıyor aklıma… yazayım diyorum sık sık konu dağılmadan ama beceremiyorum çoÄŸu kez…bu tıpkı dolmuÅŸlarda “indi - bindi 1 YTL” gibi ters , hatalı ama bir o kadar da sık kullanılan eylemin yazılış biçimi gibi… her gün önümüzdedir aslında ancak biri illaki parmağı ile gösterip bak demelidir…yoksa sittin sene dikkat edilemeyecek bariz hatalar çevremizde…

sittin sene demiÅŸken çocukluktan bu yana küfür olarak kullandık arapça 60 anlamına gelen bu sözcüğü orası da garip bittabi…gerçi hep saÄŸdan soldan duyduÄŸumuz ama doÄŸruluÄŸunu araÅŸtırmadığımız , kulaktan dolma sözcükler ile idare ediyoruz yaÅŸamımızı…tıpkı temizlenilip , paklandıktan , eller buruÅŸtuktan sonra duÅŸtan çıkılıp çevredekilerin “sıhhatler olsun” sözcüğünü “saatler olsun” diye algılayıp “dakikalar olsun” diye dalga geçtik onca zaman bu duÅŸ sonrası nezaket sözcüğü ile…

ehliyet kursuna gidene kadar bende bilmiyordum “dubleks” dediÄŸimiz iç lastiÄŸi olmayan tekerleÄŸin gerçekte “tubeless” olduÄŸunu , sanayi jargonunun dilimize kazandırmış olduÄŸu bu terimi tıpkı benim gibi sözcüklere takan bir motor öğretmeni ısrarı ile öğrendim , ne mutlu !

ve inanıyorum ki başınıza gelmiÅŸtir , bir gün anlamını yeni öğrendiÄŸiniz bir sözcüğün en kısa süre içinde , en geç ertesi gün baÅŸka bir yerde duyarsınız…ama televizyon da ama radyo spikerinin anonsunda ya da alt komÅŸu ile apartman giriÅŸ kapısında karşılaşılıp yapılan sohbette…